Kim Kimdir?� Biyografi Bankas� - FORSNET
Biyografi Bankas� 17.Y�l
Arama T�m Ki�iler Yasal Uyar� Biyografimi Yay�nla Ki�i Ekle Ana Sayfa 
Sitemizde kayıtlı 6187 kişi bulunmaktadır.
Tümünün listesi»

  Kategoriler
Askerler
Basın-Yayın
Bilim-Teknoloji
Bilişim
Devlet-Siyaset
Din
Düşünürler
Edebiyat
Eğitim
Hukuk
İş Dünyası-Ekonomi
Magazin-Eğlence
Moda Dünyası
Organize Suçlar
Özel Başlıklar
Sağlık
Sanat
Spor
Toplum



Geonorm Mühendislik

Göynüklü
Zeytin & Zeytinyağı



  Bir Kişi...
İbrahim  Çağlar
İbrahim Çağlar

Doğum Yeri ve Yılı: İstanbul - 1960 Öğrenim Durumu: Ticaret Lisesi Mezunu Yabancı Dil: İngiliz...



 

 
Arkadaşına Gönder   Yazdırmaya uygun sayfa

Gözde TABAK KIYICI (1976 - .... )

1976 Ankara doğumludur. İlk orta derece öğretimlerini İstanbul’da tamamladı. Lise öğrenimini Haydar Akçelik İç Mimari Ve Restorasyon Anadolu Meslek Lisesinde tamamladıktan sonra Üniversite Eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El sanatları Bölümünü 1998 yılında Birincilik derecesiyle bitirdi.

Çalışmalarında Klasik Tezhip anlayışını benimseyip, Minyatürde ise Klasik anlayışın dışında günümüz konularını beziyip Modern Minyatür anlayışını benimsedi. Tarz olarak 16 yy. Tezhip anlayışından feyz alarak çalışmalarına kendi yorumlarını kattı. Prof. Dr. Çiçek Derman, Prof. M. Uğur Derman, Doç. Dr. İnci Birol, Doç. Dr. Gülnur Duran, Salih Balabakbabalar gibi değerli hocalardan dersler aldı.

Sanatçı bir aileden gelmekte olup Büyük Dedesi Osmanlı Cilt,Tezhip ve kağıt restorasyonluğuyla uğraşmıştır.

Eğitimi sona erdikten sonra serbest olarak çalışmalarına devam etmektedir.


TEZHİP NEDİR?
Eski bir süsleme sanatıdır. Sözcük Arapça'da “altınlama, yaldızlama” anlamına gelir. Ama tezhip yalnız altınla değil boya ile de yapılır. Daha çok yazma kitapların sayfalarını, hat levhalarının kenarlarını süslemede kullanılmıştır.

Tezhip doğuda olduğu kadar batıda da uygulama alanı bulmuş bir sanattır. Özellikle ortaçağda Hıristiyanlık'ın kutsal metinlerini, dua kitaplarını süslemede yoğun biçimde kullanılmıştır. Ama zaman içerisinde kitaplarda da resim öne çıkmış, tezhip yalnızca başlıklardaki büyük harfleri süslemekle sınırlı kalmıştır.

Türkler'de tezhibin geçmişi Uygurlar'a kadar uzanır. Mani dininin Uygurlar arasında yayıldığı 9. yüzyılda tezhip sanatı da görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde İslam ülkelerinde de tezhip yaygın bir sanattı. Anadolu'ya Selçuklular'ın getirdiği tezhip en gelişkin dönemini Osmanlılar zamanında yaşamıştır. 15. yüzyılda Mısır'da Memlûk sanatçıları ayrı bir üslup geliştirmişler, aynı dönemde İran'da ve ardından Timurlular'ın egemen olduğu Herat, Hive, Buhara, Semerkant gibi merkezlerde tezhip sanatı büyük gelişme göstermiştir. Herat'ta geliştirilen üslup daha sonra da İran tezhip sanatını büyük ölçüde etkilemiştir. Osmanlı sanatçıları da 15.-16. yüzyıllarda İran'la artan ilişkiler sonucunda Herat Okulu'nun birçok özelliğini yapıtlarında kullanmış, yeni bireşimler yaratmışlardır. 18. yüzyılda Osmanlı tezhip sanatı gerilemeye yüz tutmuş, klasik motiflerin yerini kaba süslemeler almaya başlamıştır. 19. yüzyılda ise sanatın hemen her alanını saran batı etkisi tezhibe de yansımış, örneğin Klasik dönemde tek olarak kullanılan çiçek motifleri vazolar, saksılar içinde buketler halinde görülür olmuştur.

Tezhipte temel malzeme altın ya da boyadır. Altın, dövülerek ince bir tabaka haline getirilmiş varak olarak kullanılır. Altın varak su içinde ezilip jelatinle karıştırılarak belli bir kıvama getirilir. Boya ise genellikle toprak boyalardan seçilirdi. Sonraları sentetik boyalar da kullanılmıştır. Tezhip sanatçısı (müzehhip) bir kâğıdın üstüne çizdiği motifi önce sert bir şimşir ya da çinko altlığın üstüne koyarak çizgileri noktalar halinde iğneyle deler. Sonra bu delikli kâğıdı uygulanacağı zeminin üstüne koyarak delikleri yapışkan bir siyah tozla doldurur. Delikli kâğıt kaldırıldığında motifin uygulanacak zemine çıktığı görülür. Bu motif iyice belirginleştirilip altınla ya da boyayla doldurularak tezhip meydana getirilir.


MİNYATÜR NEDİR?
Çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen addır. Ortaçağda Avrupa'da elyazması kitaplarda baş harfler kırmızı bir renkle boyanarak süslenirdi. Bu iş için, çok güzel kırmızı bir renk veren ve Latince adı “minium” olan kurşun oksit kullanılırdı. Minyatür sözcüğü buradan türemiştir. Bizde ise eskiden resme “nakış” ya da “tasvir” denirdi. Minyatür için daha çok nakış sözcüğü kullanılırdı. Minyatür sanatçısı için de “resim yapan, ressam” anlamına gelen nakkaş ya da musavvir denirdi. Minyatür daha çok kâğıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine yapılırdı.

Minyatür, doğu ve batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim tarzıdır. Ama minyatürün bir doğu sanatı olduğunu, batıya doğudan geldiğini ileri sürenler vardır. Doğu ve batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayrılıklar görülür. Minyatür, kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuştur. Bu ortak bir özelliktir. Doğu ve Türk minyatürlerinin bazı başka özellikleri de vardır. Bu minyatürlerin çevresi çoğu kez "tezhip“ denen bezemeyle süslenirdi. Minyatürde suluboyaya benzer bir boya kullanılırdı. Yalnız bu boyaların karışımında bir tür yapışkan olan arapzamkı biraz daha fazlaydı. Çizgileri çizmek ve ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve "tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırdı. Boyama işi için de çeşitli fırçalar vardı. Resim yapılacak kâğıdın üzerine arapzamkı katılmış üstübeç sürülürdü. Renklere saydamlık kazandırmak için de bu yüzeyin üzerine bir kat da altın tozu sürüldüğü olurdu.

Bilinen en eski minyatürler Mısır'da rastlanan ve İÖ 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmaları'nın da minyatürlerle süslendiği görülür. Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması İncil'leri süslemeye başladı. Avrupa'da minyatürün gelişmesi 8. yüzyılın sonlarına rastlar. 12. yüzyılda ise minyatürün, süslenecek metinle doğrudan doğruya ilgili olması gözetilmeye ve yalnızca dinsel konulu minyatürler değil dindışı minyatürler de yapılmaya başlandı. Baskı makinesinin bulunuşuna kadar Avrupa'da çok güzel ve görkemli minyatürler yapıldı. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonların üzerine portre yapmak için kullanıldı. 17. yüzyıldan sonra fildişi üzerine yapılan minyatürler yaygınlaştı. Daha sonra minyatür sanatına karşı ilgi azalmakla birlikte dar bir sanatçı çevresinde geleneksel bir sanat olarak sürdürüldü. Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçuklular'ın İran ile ilişkileri nedeniyle minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Mevlana'nın resmini yapan Abdüddevle ve başka ünlü minyatür sanatçıları yetişti. Osmanlı Devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar İran ve Selçuklu etkisi sürdü. Fatih döneminde, padişahın resmini de yapmış olan Sinan bey adlı bir nakkaş, II. Bayezid döneminde de Baba Nakkaş diye tanınan bir sanatçı yetişti. 16. yüzyılda Reis Haydar diye tanınan Nigarî, Nakşî ve Şah Kulu ün yaptılar. Gene aynı dönemde, Bihzad'ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de İstanbul'a çağrılarak saraya başnakkaş (başressam) yapılmıştı. Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyılın ünlü nakkaşlarıdır. Bunlardan Levnî, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır. Levnî, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi. 19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görüldü. Minyatür yavaş yavaş yerini bildiğimiz anlamda çağdaş resme bırakmaya başladı. Ama batıda olduğu gibi ülkemizde de geleneksel bir sanat olarak varlığını sürdürmektedir.




Twitter sayfamız için tıklayınız.

YASAL UYARI: Kim Kimdir? tescilli bir markadır ve Web Sitesi 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri kanununa uygun yayın yapmaktadır. www.kimkimdir.gen.tr adresinde yayınlanan yazılı, görüntülü içeriklerin ve fotoğrafların sahibi olan FORSNET'in Yazılı izini olmadan bilgi ve belgelerin tamamının kopyalanması, çoğaltılması ve izinsiz olarak başka sitelerde ve yerlerde kullanılması yasaktır. Alıntı olarak kısmi kullanımlarda her hangi bir sakınca yoktur.




Haberler
..::.. Yenilikler ..::..
Asker Biyografileri Yenilendi....Tıklayınız
Dizi Oyuncularının biyografileri sitemizde... Tıklayınız
Rektör biyografiler listesi için... Tıklayınız
Biyografi Arama için... Tıklayınız
Kurtlar Vadisi Dizisi oyuncuları için... Tıklayınız
Avrupa Yakası Dizisi oyuncuları için... Tıklayınız



 

..:: En çok ziyaret edilenler ::..

»Doğum Tarihi
1976
»Doğduğu Ülke
Türkiye
»Linkler
Web Sitesi
»Kategorileri
Sanat / Gelenekse...


  Yeni Eklenenler
Prof. Dr. Ercüment ...
Bedri Koraman
Prof. Dr. Ekrem Pa...
Oktay Saral
Enise Ahmed Mahluf
Sefa Kalya
İsmail Yüksektepe
Balamir Gündoğdu
Ebubekir Şahin
Orhan Yegin

  Tanıdınız mı?
Tanıdınız mı?
Haluk İpek
Necati Özensoy
Numan Ağa
Tümgeneral Sinan Şanlı

Osmanlı Web Sitesi -- tıklayınız
Atatürk Bilgi Bankası -- tıklayınız
Çanakkale Savaşları 1915 -- tıklayınız


  Bugün Doğanlar
Özgün Uğurlu
Erol Aslan Cebeci

  Bugün Ölenler
Aliya İzzetbegoviç
Şemseddin Günaltay


Kişiler Arama Görüşler Telif Hakları Kişi ekle E-posta Ana Sayfa
Copyright © 1998 - 2021 FORSNET
Bu site bir FORSNET yapımıdır - Bütün hakları saklıdır ©FORSNET